2 Ekim 2012 Salı

2. SINIF ARAPÇA III Meful-u Mutlak


Arapça Dersleri Meful-u Mutlak

 

MEF’ÛL-İ MUTLAK

Fiilin manasını te’kit etmek (pekiştirmek), nev’ini (çeşidini) ya da fiilin kaç kere işlendiğini göstermek üzere sayısını bildirmek için fiille aynı kökten gelen mansûb masdara mef’ûl-i mutlak denir.
a) Fiilin manasını te’kit (pekiştirmek) için fiilden sonra ve onun kökünden getirilen mansûb (fethalı) masdar müfredtir. Tercüme edilirken; “..öyle, öyle ki, şüphesiz, gerçekten, çok, iyice,” manaları verilir:
لَعِبَ خاَلِدٌ لَعِباً.
Hasan öyle bir oynadı ki.
يَشْرَبُ الطِّفْلُ اللَّبَنَ شُرْباً.
Çocuk sütü öyle bir içiyor ki.
يَأْكُلُ الْوَلَدُ الْفاَكِهَةَ أَكْلاً.
Çocuk öyle bir meyve yedi ki (öyle çok yedi ki) .
كَلَّمَ اللَّهُ مُوسَى تَكْلِيماً.
Allah gerçekten (kesin olarak) Musâ ile konuştu.
b) Fiilin nev’ini (çeşidini) belirtmek için gelen mef’ûl-i mutlak genellikle isim veya sıfat tamlaması halinde olur. Tercüme edilirken “gibi,  şeklinde, aynen, tıpkı, tam.. diye çevrilir.
يُسَلِّمُ الْغُلاَمُ سَلاَمَ الْجُنْدِيِّ.
Çocuk asker selamıyla selam veriyor (asker gibi selam veriyor) .
مَرَّ الْقِطاَرُ مَرَّ السحاَبِ.
Tren bulutların geçişi gibi geçiyor.
جَرَى خاَلِدٌ جَرْياً سَرِيعاً.
Hâlit hızlı bir şekilde koştu.
فَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحاً.
Allah’a samimi bir tevbe ile tevbe ediniz  (Tahrim, 8).
  
c) Fiilin sayısını belirtmek için gelen mef’ûl-i mutlak o işin kaç defa yapıldığını belirtir. Tercüme edilirken de kere, defa şeklinde çevrilir. Arapça’da tekrar isminin yapıldığı kalıp daha önce masdar-ı binâ-i merre konusunda işlediğimiz gibi (فَعْلَةً) kalıbıdır. Fiilin sülâsi kök harfleri bu kalıba sokulur.
أَكَلَ عَلِيٌّ أَكْلَةً.
Ali bir defa yedi.
أَكَلَ عَلِيٌّ أَكْلَتَيْنِ.
Ali iki defa yedi.
أَكَلَ عَلِيٌّ ثَلاَثَ أَكَلاَتٍ.
Ali üç defa yedi.
أَكَلَ عَلِيٌّ أَكَلاَتٍ.
Ali defalarca yedi.
ضَرَبَنِي ضَرْبَةً.
Bana bir defa vurdu.
ضَرَبْتُهُ ضَرْبَتَيْنِ.
Ona iki defa vurdum.
Sıfat eklenerek de yapılabilir:
ضَرَبَنِي ضَرْبَةً شَدِيدَةً.
Bana şiddetli bir vuruşla vurdu.
ضَرَبْتُهُ ضَرْبَتَيْنِ شَدِيدَتَيْنِ.
Ona iki şiddetli vuruşla vurdum.
Tarz ismi فِعْلَةً kalıbıdır:
ضِحْكَةً
gülme tarzı
يَضْحَكُ
ضَحِكَ
خِلْقَةً
yaratma tarzı
يَخْلُقُ
خَلَقَ
مِشْيَةً
yürüme tarzı
يَمْشِي
مَشَى
مَشَى عَلِيٌّ مِشْيَةَ اللِّصِّ.
Ali hırsızın yürüyüşü gibi yürüdü (hırsız gibi yürüdü).
     
 (مَرَّةً) (kere, defa)  kelimesi de mef’ûl-i mutlak olur.
قَرَأْتُ مَرَّةً.
Bir kere okudum.
*Aynı cümledeki mef’ûl-i mutlak kendi fiilinin masdarından yapılır. Aşağıdaki durumlarda ise bu kaidenin dışına çıkılır:
a) Aynı manaya gelen masdarlarda;
قَعَدْتُ جُلُوساً.
Öyle oturdum ki (çok oturdum) .
b) Aynı kökten olan değişik masdarlarda;
اِصْطَبَرْتُ صَبْراً.
Çok sabrettim.


Not: Çoğu zaman rubâî fiilin masdarı yerine sülâsi fiilin masdarı tercih edilir:
ساَفَرْتُ سَفَراً مُتْعَباً.
Yorucu bir yolculuk yaptım.
 c) Çeşit ve sayı bildirerek mef’ûl-i mutlakın yerini tutan isimlerde;
نَصَحْتُهُ مَرَّتَيْنِ.
Ona iki defa nasihat ettim.
قُلْتُ لَكَ أَلْفاً.
Sana bin kere söyledim.
قاَبَلْتُهُ عِدَّةَ مَرَّاتٍ.
Onunla birkaç kez görüştüm.
أَكْرَمْتُ الضَّيْفَ ذَلِكَ الْإِكْراَمَ.
Misâfire bu şekilde ikram ettim.
d) Bazen mef’ûl-i mutlakın hazfedilip sıfatının onun yerine geçtiği durumlarda;
فَكَّرْتُ فِي هَذِهِ الْمَسْأَلَةِ كَثِيراً.
Bu mesele hakkında çok düşündüm.
(فَكَّرْتُ فِي هَذِهِ الْمَسْأَلَةِ تَفْكِيراً كَثِيراً)

اُذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْراً كَثِيراً.
Allahı çok zikredin (Ahzâb, 41) .
e) (كُلُّ – بَعْضُ – أَيُّ ) kelimelerinin masdara muzâf olduğu durumlarda;
أُساَعِدُ عَلِياًّ بَعْضَ الْمُساَعَدَةِ.
Ali’ye biraz yardım ediyorum.
تَرَكْتُهُ كُلَّ التَّرْكِ.
Onu tamamen terkettim.
يَجْتَهِدُ الطُّلاَّبُ أَيَّ اجْتِهاَدٍ قَبْلَ الْاِمْتِحاَنِ.
İmtihandan önce öğrenciler yaman çalışırlar.
O zaman (كُلُّ – بَعْضُ – أَيُّ ) kelimeleri mef’ûl-i mutlak olarak mansûb gelir
*Fiili hazfolmuş semâî (duyularak bilinen) mef’ûl-i mutlaklar da vardır:
شُكْراً.
Teşekkür ederim.

سُبْحاَنَ اللَّهِ
Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim.

لَبَّيْكَ.
(Davetine uyup) sana geldim
حَقاًّ.
gerçekten
جِداًّ.
çok
رُوَيْداً.
yavaş
أَيْضاً.
..de, da
حَمْداً.
Allah’a hamd olsun
مَثَلاً.
mesela, (misal veriyorum)
هَنِيئاً.
afiyet olsun
عَفْواً.
afedersin
سَمْعاً وَ طاَعَةً.
başüstüne
         
Örneğin ilk iki cümlenin hazfolmuş fiilleriyle birlikte aslı şöyledir:
شُكْراً.
Teşekkür ederim.
(Hazfolmuş fiiliyle aslı: أَشْكُرُكَ شُكْراً)
سُبْحاَنَ اللَّهِ.
Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim.
(Hazfolmuş fiiliyle aslı:  اُسَبِّحُ سُبْحاَنَ اللَّهِ)

    
OKUMA PARÇASI
كاَنَتْ ساَرَةُ مَشْغُولَةً بِقِراَءَةِ الْكِتاَبِ. عُنْواَنُ الْكِتاَبِ الَّذِي قَرَأَتْهُ ساَرَةُ "نِساَءُ النَّبِيِّ " وَ يَتَحَدَّثُ ذَلِكَ الْكِتاَبُ عَنْ زَوْجاَتِ النَّبِيِّ (ص). كاَنَتِ الْمَرْأَةُ تُعاَمَلُ فِي الْجاَهِلِيَّةِ مُعاَمَلَةً سَيِّئَةً. كاَنَ الرَّسُولُ يُعاَمِلُ الْمَرْأَةَ مُعاَمَلَةً حَسَنَةً . لَقَدْ عَلِمَتْ ساَرَةُ مِنْ ذَلِكَ الْكِتاَبِ أَنَّ زَوْجاَتِ النَّبِيِّ (ص) كُنَّ عَظِيماَتٍ ، كَماَ أَدْرَكَتْ أَنَّ النَّبِيَّ كاَنَ عَظِيماً داَخِلَ بَيْتِهِ وَ خاَرِجَهُ.

Tercüme:
Sâra kitap okumakla meşguldü. Sâra’nın okuduğu kitabın adı “Peygamber’in Hanımları”dır ve bu kitap Peygamber’in zevcelerinden bahsetmektedir. Câhiliyede kadına kötü muamele ile muamele ediliyordu. Peygamber

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder